Sonsuza Dek Mutlu Yaşadılar…

 

Kurallarıyla, değerleriyle, yasaklarıyla her ailenin kendine özgü bir işleyiş düzeni vardır. Hepsinin zorluklarla mücadele yöntemleri, kriz anlarındaki tepkileri, üzüntüleri, mutlulukları paylaşma ve yaşama biçimleri birbirinden oldukça farklıdır. Kimi ailelerde çocukların anne babalarıyla olan ilişkileri oldukça mesafeli iken, kimi ailelerde ebeveynlerin çocuklarının en yakın arkadaşları olmaya çalıştıkları, kimi ailelerde de annelerin baba ile çocuklar arasında mesaj alışverişini üstlenen bir köprü görevi yaptığı görülür.

 

Ailenin temeli evlilik ile başlar. İki kişinin yaşamlarını birleştirme arzusuyla evlilik kararı alınır. Bu karar yeni bir başlangıcın ilk aşamasıdır. Bu karar ile birlikte sadece o iki kişi değil, onların değerleri, hayalleri, yaşama düzenleri, en önemlisi sevdikleri ve aileleri de bu birleşmenin bir parçasıdırlar artık. Bu nedenle de hassas bir denge söz konusudur. Sağlıklı bir birliktelik için, kişiliklerden ödün vermeden her iki tarafı da mutlu edebilecek çözümler üretme gayreti içinde olmak gerekir. Her şeyden önce bireylerin artık “ BİZ ” diye düşünmeye başlayabilmesi önemlidir. Bu konuda, Amerikalı çiftlerin “Hamile kalmaya çalışıyoruz” ifadesi çok hoşuma giden örneklerden biridir.

 

Yeni bir yaşam kurarken ailelerimizden nasıl ayrıldığımız da çok önemlidir. Düğünler bu veda anına ait bir törendir aslında… O tören ile birlikte artık kendi aile yaşantımızı kurduğumuzun bilincine varırız. Ailemizle aramıza şeffaf bir sınır girer. Ancak bu sınır gerektiğinde esnetilebilecek özellikte olmalıdır. Ailelerin yeni evlilerin kararlarına ve yaşamlarına saygı duyduklarını, ancak ihtiyaç duyduklarında rahatlıkla yardım alabilecekleri bir konumda olduklarını onlara hissettirmeleri önemlidir. Aksi takdirde, kırgınlık, kızgınlık ve huzursuzlukların çiftin yaşamına taşınması kaçınılmazdır.

 

Ailelerle çok içli dışlı olmak kadar; çok mesafeli, uzak ve soğuk ilişkiler de sağlıklı değildir. Eşin ailesiyle görüşmesini kısıtlamak ya da O'nun ailesiyle görüşmemek de, her akşam ailelere yemeğe gitmek, sürekli birlikte tatil programları yapmak da çiftin yeni düzenlerine alışmasını ve birlikte bir hayat kurmasını zorlaştırır. Örneğin, sırf annesini mutlu etmek adına, nişanlısıyla birlikte beğendikleri koltuk takımı yerine, sevmemesine rağmen, annesinin zevkine uygun olanı tercih eden bir arkadaşımın durumuna çok üzülmüştüm. Sonrasında da ipin ucu kaçtı ve evleri kendi zevklerinden çok, kayınvalidelerin beğenileri doğrultusunda döşenmiş bir mekan haline geldi. Halbuki orası onların yaşam alanıydı ve onları yansıtmalıydı.

 

Yeni evliler, ailelerinden aldıkları görgü, eğitim ve inançları harmanlayarak kendi kural ve değerleri belirlerler. İlerleyen zamanlarda da, aralarına katılan bir bebekle çift yaşantısından aile yaşamına terfi ederler. Aile genişledikçe dinamikler, roller ve buna bağlı olarak da bazı kurallar değişmeye başlar. Eşlerin artık bir de ebeveyn sorumlulukları vardır. Ancak, ebeveyn olmak demek hayat arkadaşı görevinden azledilmek demek değildir. Aile genişledikten sonra bile, eşlerin baş başa kalabilecekleri fırsatları kollamaları gerekir. Birlikte geçirilen keyifli zamanlar ve paylaşımlar; sevgi, huzur, mutluluk dolu bir aile ortamının, dolayısıyla mutlu çocuklar yetiştirebilmenin ilk koşuludur.

Yukarıda bahsettiğim şeffaf sınır, çocuklarla olan ilişkilerde de olmalıdır. Demokratik olma gayreti içinde iken zaman zaman ebeveyn olduğumuzu unutmak, çocuğumuzu mutlu etmek adına her istediğini yapmak, hayatımızı O'na endekslemek bir süre sonra anne / baba çocuk ilişkisindeki dengenin bozulmasına neden olabilir. Çocuğunuzun bir arkadaştan çok, güvendiği ve inandığı bir modele ihtiyacı olduğunu unutmayın. Diğer yandan, sürekli çocukla birlikte olmak, hem çocuğun gelişimi, hem de ebeveyn açısından sağlıklı değildir. Sürekli kontrol edilen, zamanının neredeyse tümünü anne babayla geçiren bir çocuğun özgüveni gelişemez. Anne ve babalar da, tüm zamanlarını çocuklarına ayırdıkları ve onlara göre program yaptıkları için bir süre sonra mutsuz olmaya başlayabilirler. Bu noktada, çocuklarla nitelikli zaman geçirmenin daha önemli olduğunu hatırlamakta fayda var. Bu nedenle, ebeveynler kendilerini keyif aldıkları etkinliklerden mahrum etmemeliler. Gerek çift olarak, gerekse birey olarak bu tip etkinliklere katılmak için zaman ve fırsat yaratmaya özen göstermelidirler. Huzurlu ve mutlu bir anne / baba, çocuğuyla sağlıklı iletişim kurmaya bir adım daha yakındır.

Unutmayalım ki; mutluluk da gerginlik de bulaşıcıdır. Yuvamıza mümkün olduğunca huzur taşımaya gayret edelim.

 

ASLI BOZBEY AKALIN

Uzman Psikolojik Danışman

ELELE Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık Gelişim ve Eğitim Merkezi

(0212) 223 91 07 www.elelecocukaile.com